Antik topluluklar için evren, rastgele savrulan bir kaos ortamı değil, kusursuz bir zekayla inşa edilmiş geometrik bir yapıydı. Mitolojiler bu yapıyı hikayelerle anlatırken, onları somutlaştırmak için matematiğin ve geometrinin soyut formlarına başvurmuşlardır. "Kutsal Geometri" kavramı, evrenin yaratılış sırlarının geometrik şekillerde saklı olduğu inancından doğmuştur.
Antik Yunan felsefesi ve mitolojisinde evrenin yaratılışı, geometrik formların maddesel dünyaya yansıması olarak görülürdü. Filozof Platon, Timaeos eserinde mitolojik yaratılış mitini matematiksel bir temele oturtmuştur. Ona göre doğadaki beş temel element, kusursuz üç boyutlu geometrik şekillerle (Platonik Cisimler) eşleşiyordu:
Küp (Altı yüzlü): Dayanıklılığı ve sarsılmazlığı nedeniyle Toprak elementini temsil ederdi.
Piramit / Dörtyüzlü: Keskin ve yukarı doğru yükselen yapısıyla Ateş elementini simgelerdi.
Sekiz Yüzlü: Akışkanlığı ve hafifliğiyle Hava elementinin karşılığıydı.
Yirmi Yüzlü: En çok yüzeye sahip ve küreye en yakın form olduğu için akıp giden Su elementini anlatırdı.
On İki Yüzlü: Diğer tüm şekilleri kapsayabilen bu form ise Ether (Beşinci Element / Evrenin Kendisi) ile özdeşleştirilmişti. Tanrıların gökkubbeyi ve takımyıldızları bu geometrik haritaya göre şekillendirdiğine inanılırdı.
Eski Mısır (Abydos Tapınağı), Mezopotamya ve Uzak Doğu mitolojilerinde sıkça rastlanan "Yaşam Çiçeği" (Flower of Life) sembolü, geometrinin mitolojik anlatılardaki en güçlü zirvesidir.
Merkezcil Yaratılış: Bu sembol, tek bir çemberin (merkezin) bölünmesi ve ardından eşit yarıçaplı 19 çemberin iç içe geçmesiyle oluşur. Mitolojik olarak bu geometrik çizim, tek bir yaratıcı enerjinin katlanarak evreni, boyutları ve canlılığı oluşturma sürecini sembolize eder.
Fraktal Mantık: Bugün matematikte bir şeklin kendini sonsuza kadar tekrar etmesi olarak bilinen fraktal geometri, mitolojide makrokozmos (evren) ile mikrokozmosun (insan) aynı tasarıma sahip olduğu inancıyla örtüşür. "Yukarıda ne varsa, aşağıda da o vardır" mitolojik prensibi, matematiksel olarak fraktal bir düzenle açıklanabilir.
Mitolojide tanrılar ve tanrıçalar kusursuz güzelliğin, uyumun ve dengenin simgesidir. Antik dönem matematikçileri ve mimarları, bu tanrısal güzelliği somutlaştırmak için doğayı incelemiş ve Altın Oran'ı ($1.618$) keşfetmişlerdir.
Mitolojik Mimari: Antik Yunan’da bilgelik ve savaş tanrıçası Athena adına inşa edilen Parthenon Tapınağı, baştan aşağı altın oran geometrisine göre tasarlanmıştır. Tapınağın genişliğinin yüksekliğine oranı, sütunların yerleşimi tamamen bu formüle dayanır. Amaç, tapınağa giren insana tanrısal bir düzen hissi vermektir.
Sanatta Mitler: Güzellik tanrıçası Venüs'ün (Aphrodite) tasvir edildiği heykeller ve Rönesans tabloları (Örn: Botticelli'nin Venüs'ün Doğuşu tablosu), tanrısal estetiği yakalamak adına matematiksel bir hassasiyetle, altın oran spirali dikkate alınarak çizilmiştir.
Geometri ve kozmoloji ilişkisi sadece Batı mitolojisiyle sınırlı değildir. Türk mitolojisinde de evren, keskin bir geometrik yönelim ve eksen üzerine kuruludur.
Dünya Ağacı ve Dikey Eksen: Evren; yeraltı, yeryüzü ve gökyüzü olmak üzere üç boyutlu dikey bir eksen (koordinat sistemi) üzerinde yükselir. Bu dikey doğrunun tam ortasından geçen Yaşam Ağacı (Baiterek), kozmik geometrinin merkezidir.
Dört Yönün Muhafızları: Türk kozmolojisinde dünya kare veya dairesel bir düzlem olarak hayal edilir ve dört ana yön (Doğu, Batı, Kuzey, Güney) belirli renkler ve mitolojik varlıklarla (Örn: Gök Ejder, Ak Fil, Kara Kertenkele) sınırlandırılır. Bu durum, uzayın yönsel geometrisinin mitolojik olarak haritalandırılmasıdır.